Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 07, 2010, 11:06:04 ÖS
39890 İleti 2868 Konu Gönderen: 4110 Üye
Son üye: ayşee

Google Reklâmları
Sayfa: [1] 2 3 ... 10

 1 
 : Eylül 06, 2010, 11:50:38 ÖS 
Başlatan wert - Son ileti Gönderen: ayşee
yine yalnızım...birlikte seçtik bu yalnızlığı ...biraz  da bilerek yada mecburiyetlerden.evet evet mecburiyetten.
olsun ben böyle de mutluyum seninle...
hem benimlesin hem uzakta, bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallar gibi....
can yoldaşım, hayat arkadaşım her dönüşünde ben ayaktayım,bekliyorum...
unutmadan yalnız ben değilim özleyen bekleyen kızımızda çok özlüyor...
özlemek can acıtsasa bir yanımız hep gururlu...Rabbim seni ve vatanına hizmeteden  herkesi korusun...
seni seviyorum bitanem....

 2 
 : Eylül 06, 2010, 01:41:52 ÖS 
Başlatan wert - Son ileti Gönderen: sozbiter
bi fırtına gerekti bize, bi fırtına ki yer yerinden oynamalıydı, denizler karaları avuçlamalıydı güneşimizin çıkması için ...
evet;
gün aralandı, bulutlar çekilmeye, dalgalar hırçınlıklarını gizlemeye başladı.
o gün yakın, ben kendimle olan kavgamı bitirmeliyim yoksa bu bulutlar daha çok kendini gösterecek.

 3 
 : Eylül 05, 2010, 03:57:41 ÖS 
Başlatan Kaan Fakılı - Son ileti Gönderen: bedel1283
Osmanlıca yazılan eserler milletten uzak saray çevresinde dönen olaylarla ilgilidir ne Anadolu insanın çilesi var o yazılar da ne ekmek kavgası ne savaş acısı...
Hep kendi zevkleri için yaşamış bir grup kimsenin uydurduğu dille yazdığı metinleri yeni nesile ne amaçla öğreteceksiniz?Ne onların yaşadığı aşk gerçek aşk ne konuştukları dil gerçek dil :lüzumsuzdur!

 4 
 : Eylül 05, 2010, 11:58:00 ÖÖ 
Başlatan Serdar Yıldırım - Son ileti Gönderen: Serdar Yıldırım

“ Yaşasın!  Şükrü yine çikolata yemeye başladı. Biz sevinmeyelim de kimler sevinsin. Aramıza yeni arkadaşlar katılacak. Çalışmalarımız daha bir hızlanacak. İyi ki Şükrü  ağız sağlığının, dişleri korumanın, diş fırçalamanın önemini bilmiyor. Bilseydi biz burada  Şükrü’nün  dişlerine elimizden geldiğince zarar verebilir miydik? Şükrü’nün dişlerini kemirebilir, bir daha asla eski durumuna getirilemeyecek şekilde tahrip edebilir miydik? “

“ Haklısın mikrop kardeş. Şükrü her yemekten sonra, bırak her yemeği her akşam yatmadan önce dişlerin mutlaka fırçalanması gerektiğini bilseydi, sen o soruları bana soramayacak ve biz şimdi burada olmayacaktık. “

“ Ne o? Neden birden durgunlaştın? Sanki Şükrü’nün bilgisizliğine üzülüyormuş gibi bir halin var. Şükrü dişlerini fırçalamıyorsa suç bizim mi yani? Fırçalamasa daha iyi değil mi? Baksana güzel güzel Şükrü’nün  dişlerini kemirip duruyoruz. Hem sen elini biraz çabuk tut da Şükrü’nün  azı dişinde açmaya çalıştığın o kanalı biraz genişletip içine yuvanı kur. Yeni gelenlerle sayımızın artacağının farkındasın sanırım. Sonra işsiz kalırsın bilmiş ol. “

“ Kim işini kaybedecekmiş? Yok daha neler. Bu azı dişi ötekilerden daha büyük ve geniş olduğu için  ben size göre daha ağır çalışıyormuş gibi görünüyorum. Oysa her şey apaçık ortada. En hızlı çalışan benim ve en geniş yuva benim yuvam. “

“ Hah hah ha…Güleyim bari. En geniş yuva senin yuvan demek ki? Peki kabul. Teori olarak gayet güzel. Bu teoriyi bana nasıl ispat edeceksin bakalım. İşte ben kendi yuvama rahatlıkla sığışıyorum. Sen bırak sığışmayı o minnacık yere kafan girmez, kafan. “

İki mikrop arkadaş bu şekilde konuşmalarını sürdürürken arkalarında durmakta olan baş mikrobun farkında değillerdi. Baş mikrop: “ Hey, siz ikiniz!  Kesin konuşmayı. Kendinizi nerede sanıyorsunuz? Canımı sıktınız benim. İkinizden biri fazla burada. En hızlı çalışanınız burada kalır, öteki gider. Açılın bakalım şöyle, yaptığınız işi görelim. “  Baş mikrop gerekli kontrolü yaptıktan sonra ikinci mikrobun işine son verdi. Yerine gelen mikropların en irisini, en güçlüsünü getirdi. Baş mikrop ikinci mikrobu götürdükten sonra  yeni gelen çalışma arkadaşının hırsla işe giriştiğini, Şükrü’nün azı dişini hızla oymaya başladığını gören birinci mikrop heyecanlı bir şekilde bağırdı:

“ Yaşşa kocaman!  Parçala Şükrü’nün  dişlerini. Hiç acıma Şükrü’ye.  Hepimiz elele verelim, tüm gücümüzle çalışalım da en kısa zamanda dişlerden bir tanesini bile sağlam bırakmayalım. Şükrü’nün  dişlerinin hepsi çürüyüp gidecekse kabahat kimin? Fırçalasaydı efendim Şükrü dişlerini, bizleri dişleri arasında barındırmasaydı. Yaptığımızdan dolayı kimsenin bize kızmaya hakkı yok. Biz mikrobuz, işimiz bu.”

Yeni gelen mikrop birkaç ay içinde üzerinde çalıştığı azı dişinin iç kısımlarına ulaştı. Burası dişin sinir uçlarının bulunduğu bölümdü. Ne yazık ki, o diş ağrımaya başladı. Bu ağrının cefasını dişlerini fırçalamayan Şükrü çekecekti. Şükrü bir gün evlerinin yakınındaki arsada oynarken dişi yine ağrımaya başladı. Arkadaşlarından izin alan Şükrü oyunu bıraktı ve bir eliyle çenesini tutarak evine doğru yürümeye başladı. Attığı her adımda ağrının giderek fazlalaşması ve dayanılmaz duruma gelmesi sonucu, kendini çok sıkmasına karşın, Şükrü ağlamasına engel olamıyordu.


Karşıdan gelmekte olan genç bir adam, Şükrü’nün ağladığını görünce durdu ve ona neden ağladığını sordu. Şükrü dişinin çok ağrıdığını, günlerdir bu ağrıların kendisine rahat ve huzur vermediğini, ağrılar yüzünden geceleri uyuyamadığını, ağrıların bazen kendiliğinden yok olduğunu fakat birdenbire tekrar başladığını ağlayarak anlattı. Genç adam, çocuğun bu derece acılar içinde kıvranmasına göz yummadı. Şükrü’nün elinden tutarak onu en yakın dükkâna götürdü ve bir diş macunu ile bir diş fırçası aldı. Dükkanın önündeki çeşmede Şükrü’nün dişlerini fırçalamasına yardımcı olan genç adam, Şükrü’nün  dişinin ağrısının geçtiğini söylemesi üzerine:

“ İşte Şükrü, diş fırçalamanın ne kadar yararlı olduğunu kendi gözlerinle gördün. Çikolata, şeker ve yenen her şeyden sonra ağızda dişler arasında kalan artıklar, kırıntılar kısa zamanda kimyasal değişime uğrayarak aside dönüşür. Bu asit içinde pek çok türden mikrop bulunur. Bu mikroplar diş minelerine büyük zarar verir, onları yavaş yavaş oymaya başlar. Eğer biz dişlerimizin çürümemesini, ağrımamasını istiyorsak yemek yedikten sonra dişlerimizi fırçalamalıyız “  diyerek Şükrü’yü  evinin önüne kadar getirdi.

“ Sakın unutma Şükrü, her yemekten sonra dişlerini fırçala. Şimdi sana iyi günler dilerim. “ 

Bunun üzerine  Şükrü, sevinçle:  “ Çok teşekkür ederim, Serdar Abi.  Bundan sonra dişlerimi devamlı olarak fırçalayacağım. Size de iyi günler “  diyerek evine gitti.

Yazan: Serdar Yıldırım

 5 
 : Eylül 05, 2010, 08:28:21 ÖÖ 
Başlatan HasAnKara - Son ileti Gönderen: HasAnKara
Bu hikâyat genç bir rüzgârın hikayesidir, kulak verip dinle. Sakın geniş bir ovanın ortasında saçlarını tarayıp da geçen bir esintinin hikayesi mi olur demeden, can kesilip dinle. Çünkü; bir can taşır rüzgâr-esintisinde- ve her canın olur bir hikayesi... (vesair, vesair, vesair)(Kitab-ı Hakikat)

 6 
 : Eylül 05, 2010, 06:14:17 ÖÖ 
Başlatan zahir - Son ileti Gönderen: HasAnKara
Evvela; alıntı kelimesinden dem vurmada maksad, yazının tam bir bütünlüğü olmayışındandı. Bu konuda biraz eksiklik sezdim. Ama dediğim gibi yaza yaza, okuya okuya bu eksiklik giderilebilir...
Benim yazınıza karşı yapmış olduğum eleştirinin amacı daha iyisini ortaya çıkarmanız içindir. Şükür ki bu noktada siz de eleştiriyi anlayışla karşıladınız. Temennilerde mutabık kalıyoruz. Tekrardan teşekkürler...

 7 
 : Eylül 04, 2010, 10:37:16 ÖS 
Başlatan avni - Son ileti Gönderen: veralarınverası
Eğitimsiz insan sevdiği şeyleri yok eder, sonra da yok ettiklerini yeniden sevmeye ve değer vermeye başlar; bir insanda bu davranış yoksa işte o eğitimlidir. A. DAUDET

 8 
 : Eylül 04, 2010, 02:18:58 ÖÖ 
Başlatan mavii - Son ileti Gönderen: Kaan Fakılı
Anna - Tarık Tufan

 9 
 : Eylül 04, 2010, 02:15:37 ÖÖ 
Başlatan wert - Son ileti Gönderen: Kaan Fakılı
Burada, televizyonlarda gördüğümüz işin süslenmiş boyutu. Cemaat okullarının hizmet ettiği ülkelerdekileri dinlemek gerek bir de ...

Acaba Türkçe öğrettikleri kaç kişide kaçı? 1.000 kişide 10 kişiye göstermelik Türkçe öğretme göz boyamaktan başka bir şey değildir.

 10 
 : Eylül 03, 2010, 08:34:58 ÖS 
Başlatan wert - Son ileti Gönderen: NurenNur
Bence türk dilini ve kültürünü dünyaya yeterince tanıtan bir organizasyon, hem ne derler meyve veren ağaç taşlanır...devletinde 23 nisan etkinliklerinde yeterli organizasyonlar  yaptığını düşünüyorum...

Sayfa: [1] 2 3 ... 10

Google Reklâmları