NEY'İN FERYÂDI
Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor? Ayrılıkları nasıl anlatıyor?
(Diyor ki) beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan kadın-erkek (herkes) ağlayıp inledi.
Ayrılıktan parça parça olmuş (bir) kalp isterim ki özlem derdini ona açıklayayım.
Aslından uzak düşen kişi, yine kavuşma zamanını arar.
Ben her toplulukta inledim; kötü hallilerle de arkadaş oldum, iyi hallilerle de.
Herkes kendi zannınca bana dost oldu, (ama) kimse içimdeki sırları aramadı.
Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir, fakat (her) gözde ve kulakta o nur yoktur.
Beden ruhtan, ruh da bedenden gizli değildir; lâkin kimsenin, ruhu görmesine izin yoktur.
Bu neyin sesi ateştir, hava değil; kimde bu ateş yoksa, yok olsun!
Neye düşen aşk ateşidir, şaraba düşen aşk coşkunluğudur.
Ney, dostundan ayrılanın arkadaşıdır; onun perdeleri bizim perdelerimizi yırtmıştır.
Ney gibi hem zehir, hem panzehir olanı kim gördü? Ney gibi hem özlem çeken, hem sırları paylaşanı kim gördü?
Ney kan dolu bir yoldan bahsediyor; Mecnun'un aşk hikâyelerini anlatıyor.
Bu aklın mahremi, akılsızdan başkası değildir; dilin müşterisi ancak kulaktır.
Üzüntü içerisinde günlerimizi farkedemez olduk; günlerimiz yanmalarla eş oldu.
Günler geçerse geçsin, korkumuz yok! Ey temizlikte eşi olmayan, sen kal (yeter)!
Balıktan başka herkes suya kandı; nasibi olmayanın da nasibi gecikti.
Ham kişi olgun kimsenin halinden hiç anlamaz; öyleyse sözü kısa kesmek gerekir, vesselâm!
kaynak:
http://www.konya.bel.tr/mevlana.php#