Ülkeyi yönetmeye talip olan parti liderlerinin ve parti sözcülerinin hergün birbirlerini
En ağır şekilde en kötü dilde suçlamalarına şahit olmaktayız. Bilhassa bazı liderler hiçbir sınır tanımadan, sözlerinin ülke insanları üzerinde ne gibi büyük düşmanlıkları ve ayrılıkları doğuracağını hesap etmeden,ulu orta konuşabilmektedir. Bunu da, kahramanca ve çok iyi bir iş yapmış edasıyla yapmaktadırlar. Onların bu bilgisizliğine, toplum psikolojisinden böylesine habersiz oluşlarına şaşmamak ve üzülmemek elde değil. Rakibini ve karşıtını kötüleyerek yükselen bir kişi gördünüz mü? Kardeşini hor tutan, aslında kendini alçaltandır.
Bugün ülkemizde,otoriteye karşı, hükümete karşı bir baş kaldırma, yani bir anarşi var ise, bunun en baş sebebi; liderlerin biribirlerinin ve hukumetin saygınlığını kaybettirmek için Olanca güçleriyle çalışmalarıdır.
Kötüleme yarışında hangi taraf edepsizlik dozunu artırırsa, öylesine galip geleceğini sanır.
İlk başlarda öyle de görünebilir. Ama kötülük dönücüdür, kötü konuşan aslında milletinin gözünde kendini küçültür. Kötüleyerek, başkasını ezerek, arkadan vurarak millete hizmet edilemez. Hasım diye tanıdığınız, düşman diye gördüğünüz kişiyi kişiyi seven ve onun peşinden giden milyonlar varsa, ilk adımda kötülediğiniz hasmınızla birlikte onları da karşınıza alıyorsunuz demektir. Bu durumda, siz birliği sağlıyamıyacaksınız, aksine ayrılığı körüklüyorsunuz demektir. O zaman milletin düşman kutuplara ayrılmasından, giderek birbirini acımasızca öldürmesinden şikayet etmeye hakkınız olmaz. Bilirsiniz ki, imam küçük kusur yaparsa, cemaat çok daha büyük kusur yapar. O sebebten, bu gün ülkemizdeki kargaşanın baş sorumlusu olarak, ben kötülemeyi marifet sayan liderleri görüyorum. İktidarı ele geçirmek için, hasmını kötülemekten başka bir yol yokmu dur?
Aynı çarşıda aynı cins malı satan birkaç esnaf, müşteriyi, komşu rakibini kötüleyerek mi çeker? Yoksa ürettiği malın daha iyisini, kalitelisini, daha sağlamını ve daha güzelini sergileyerek mi çeker? Esnafların aralarında sen iyi mal çıkar da, Allah senin nasibini verir.” Diye bir söz dolaşır. Parti liderlerinin yapacakları da, rakibini kötülemek değil, ne gibi iyi işler yapabileceklerini, nasıl daha çok hizmet edebileceklerini delilleriyle göstermek, o yönde çalışmaktır.
Birbirine tahammül edemeyen, ilk fırsatta birbirlerini uluorta kötülemekten kaçınmayan kişilerden kurulu bir toplum, asla dirliği ve düzeni bulamayacak demektir. Çünkü, dirlik ve düzenlik hoşgörü ile başlar, birbirimize saygı ve sevgiyle çoğalır, karşılıklı hizmet ve yardımlarla kökleşir. Dirlik ve düzenlik olmayan bir toplum, birlikte büyük atılımlar yapamaz, büyük sıkıntılara katlanamaz, düştüğü bataklıktan kurtulacağım derken,
daha da çok batar.
Bizler üstün yetenek ve yüksek ruh yapısına sahip bir milletiz .. diğer milletlere kıyaslama yaparsak/ zeki kavrayışı kuvvetli, iyi kalpli, fedakar. Hizmeti ve vermeyi seven, affetmeye hazır, kin tutmayan bir milletiz
Hiçbir ülkede azınlıklara bizde olduğu gibi, en iyi olanaklar verilmemiştir. Bu durum bizim özde hoşgörülü ve fedakar oluşumuzun insan oluşumuzun bir sonucudur.
Bu yetenekleri, bu üstün özellikleri geliştirecek yerde, düşmanlık tohumları ekerek onları körleştirmeye çalışmak, büyük vebal altına girmektir. Bunu yapanlar, büyük suçlu olurlar. Birbirimize sevgide, saygıda, kusur etmeyerek karşılıklı hizmette de yarışda bulunalım ki
Bize bakan dünya ülkelerinin bize özenmesini görmekte gecikmeyelim!..