Anasayfaarrow Ders Notlari arrow Yeni Türk Edebiyatı arrowEylül (Romanın Tahlili)

Eylül (Romanın Tahlili) Pdf oku Sayfayı öner Sayfayı yazdır
01.01.1970, 30839 okunma, Ekleyen:

Romanın konusu: Süeyya ile Suad, beş yıl önce sevişerek evlenmiş bir çifttir. Süeyya’nın ailesiyle birlikte yaşamaktadırlar. Otoriter bir baba, dedikoduyu seven bir kızkardeş ve kaba bir enişteyle birlikte yaşamak, başta Süeyya’ya sıkıcı gelmektedir. En büyük arzusu ailesinden ayrı deniz kenarında bir evde yaşamaktır. Ancak maddi durumu buna uygun değildir. Suad ise kocasının hayalini, babasından istediği para ile gerçekleştirir.
Boğaziçi’nde bir yalı kiralayan karı koca hiç olmazsa bir yaz boyu mutlu olacaklardır. Süeyya artık her gün denizdedir. Suad ise evdedir ve yalnızdır. Bu arada Süeyya’nın akrabası Necib’i de yalıya gelip kalması için davet ederler. Böylelikle, yalıya sık sık gelip giden Necib ile Suad arasında duygusal bir yakınlaşma olur. Süeyya denizde iken, piyano çalan Suad ile ona çeşitli notalar getiren Necib arasında ortak bir beğeni olan müziğin de etkisiyle bir aşk başlar. Her ikisi de Süeyya’ya ihaneti asla akıllarından geçirmezler ama içlerinde yaşattıkları yasak aşkları da onları yiyip bitirmektedir. Necib’in bir ara ağır bir hastalığa tutularak yalıya gelemeyişi, Suad’a onun her kadınla gönül eğlendiren bir tip olduğunu düşündüü. Çünkü, Necib önceden Süeyya’nın evli olan kızkardeşi Hacer’le de gönül eğlendirmiştir. Oysa şimdi durum farklıdır. Necib’in hastalığını duyan Suat, onu ziyarete gider ama Hacer de oradadır.



Suad’ın kayıp eldivenini Necip’in yastığı altında bulan Hacer ikisinin arasında birşeyler olduğundan şüphelenmeye başlamıştır. Sonbaharla birlikte, Süeyya’nın isteğiyle konağa geçerler. Necib konağa da gelmektedir ama artık ev kalabalık olduğu için ikisinin de hareketlerinde daha dikkatli davranmaları gerekmektedir. Bu arada konak ziyaretlerinden birinde yine hastalanan Necib’e bu kez Suad eldivenin diğer tekini verir. Artık duygularını birbirlerine açmışlar, aşklarını kelimelere dökmüşlerdir. Tam bu sırada, bir gece aniden çıkan yangında, Suad’ın dışarı çıkamayıp konakta kaldığı anlaşılır. Süeyya, “Suad Suad” diye haykırırken, Suad’ı kurtarmak için kendisini alevlerin içine atan Necib de Suad da çöken çatının altında kalırlar.

a. Eylül, bir ruh çözümlemesi romanıdır. Edebiyatımızın psiklojik roman tüündeki ilk örneğidir. Bu ünlü roman “Servet-i Fünun” dergisinde yayınlanmıştır.

b. Vakası “yok” denecek kadar basittir. Anlatılan birkaç olayın kişiler üzerindeki etkisiyle, kişilerin o olaya karşı tepkisi üzerinde durulmuş; böylece eser, dış olaylar üzerine değil, iç olaylar üzerine kurulmuştur. Bundan dolayı da romanda olay betimlemeleri değil, ruhsal çözümlemeler yer alır. Halit Ziya’ya ayrıntılar romancısı denebilirse, Mehmet Rauf’a ruhsal ayrıntıların romancısı adı verilir.

c. Bu romanda dostlukları sevgiye dönüşen iki insanın çektikleri acı anlatılmıştır. Yasak aşk teması işlenmiştir. Genelde olduğu gibi, Eylül’de olayı karı-koca aşık üçgeni arasında geçer. Ancak yazar romanında kocayı yani Süeyya’yı tamamlayıcı öğe olarak kullanmış, Suad’la Necib’in duygularını düşüncelerini ön plana almıştır. Bu tema başta Halit Ziya’nın Aşk-ı Memnu’su, Kırık Hayatlar’ı olmak üzere birçok Servet-i Fünuncu yazarın işlediği temadır.

d. Aşk-ı Memnu’da olduğu gibi, Eylül’de de, aşktan başka kaygıları olmayan, çalışmayı ayıp sayan, aylak hazır yiyici kişilerin yaşayışları; yazarın kendi söyleyişiyle “hep aşk, hep garâm, hep şiir ve musiki” üzerine oturtulmuş yükümsüz ve sorumsuz tutumları anlatılmıştır. Eserin üç kahramanı da (karı, koca, aşık) bir çeşit güzellik avcısı rolündedirler; Boğaziçi’nin güzelliklerine bakan küçük yalıyı kuş kafesine benzetirler; musiki ve sevdadan başka işleri olmayan kendileri de, bu hesapça muhabbetkuşu gibidirler.

e. Romanın baş kişileri belirtildiği gibi Süeyya, eşi, Suad ve Suad’a aşkından dolayı acı çeken Necib’dir. Süeyya, yazar tarafından ayrıntılı biçimde işlenmemiş, yalnızca yasak aşka yol açacak gelişmeleri anlatabilmek için araç olarak kullanmıştır. Süeyya’nın tip niteliğinden çıkıp karakter boyutuna geçemediği görülmektedir. Roman başından sonuna kadar değişmeyen, trajik çatışmayı yaşamayan kahramanıdır. Suad’sa kocası Süeyya’ya göre daha ayrıntılı ele alınmıştır. Suad, romanda konu edilen tüden bir ruh dinginliğine açık bir ruhsal yapı içindedir. Akıl ve mantığı, ruhsal coşkunluğuna ve “gerçek” mutluluğa yeğler. Necib ise romanın başında Beyoğlu’nda gece yaşamı içine dalmış, yaşamı çapkınlıkla geçen, kültülü bir delikanlı olarak tanıtılır. Ancak Necib’in öz yapısında, Boğaz’daki yalıya gidip gelmeye başladıktan sonra değişme başlar. Necib fırtınalı yaşamından bıkmış, aile yaşamını özlemiştir. Yani yasak aşka, biri dinginlik aradığı, ötekisiyse dingin yaşamdan bıktığı için açıktır. Romanın öteki kişileri, Süeyya’nın Beyefendi ve hanımefendi diye anılan annesi ve babası; kızkardeşi Hacer; Hacer’in kocası Fatin tek yönleriyle ele alınan ikinci kişilerdir. Olayın geçmesinde pek fazla rolleri yoktur.

Yazar kişileri tanıtırken ve olayı geliştirirken, Suad ve Necib’in trajik çatışmalarına öylesine ağırlık vermiştir ki, romanda toplumsal yanın ihmal edildiği söylenebilir. Örneğin Necib de, Süeyya da nasıl geçinmektedirler, pek belli değildir; yazar bir iki yerde Süeyya’nın “kalem”e gittiğinden söz eder ama ne iş yaptığını belirtmez.

f. Üslup Halit Ziya’nın üslubundan daha sade ve daha özentisizdir. Halit Ziya’nın romanlarında olduğu gibi dil musukisi yaratma çabası bu romanda o kadar belirgin değildir. Mehmet Rauf müziği betimlemelerde aramıştır. Bu bakımdan Eylül’e betimleme romanı da denebilir.

g. Eserin kahramanı olan Necib’in duyguları, hatta hayatı ile yazarın duyguları ve hayatı arasında bir benzerlik olduğu söylenmektedir.
 

 



Bağlantılar

Kalem Güzeli
Hat, ebru, tezhip sanatlarımız hakkında haberler, çalışmalar ve örnekler.

Ziyaret et

Site yardım

Üyeliğimi sildirebilir miyim?

Devam?n? oku